1991 yılıydı.
Okul kitaplarımdan biriydi The Long Goodbye. Yazarı Raymond Chandler’dı. Kitapla ilgili dün gibi hatırladığım şey ne diye sorarsanız, tek kelimeyle “kapağı” derim. Edward Hopper’ın Nighthawks (1942, TÜYB) tablosunu kitap kapağı yapmışlardı. 34 yıl önce görür görmez çarpıldığım, bakmalara doyamadığım Nighthawks…
O yaşta bir çocuk, Edward Hopper’ın en sessiz tablosundan neden bu kadar etkilenir? O gün, o kapakta gördüğüm tablonun bende bıraktığı his, yıllar sonra şimdi tamamen aynı diyebilirim.
Nighthawks, köküne kadar yalnızlığı anlatır… ama dramatik bir şekilde değil; sessiz, mesafeli ve tuhaf bir şekilde tanıdık bir dille…, insana huzur veren bir yalnızlıktır Edward Hopper’in yalnızlığı.
Edward Hopper
1882’de New York’ta doğmuş Amerikalı bir ressamdır. Hopper için genellikle sıradan anları resmettiği söylenir. Ancak “sıradan” kelimesini oldukça yetersiz bir anlatım olarak görüyorum; çünkü Hopper’ın resimleri, dışarıdan bakıldığında sessiz ve hareketsizdir ancak içinde derin bir psikolojik gerilim taşır. Sinematik bir durağanlık vardır… Yarım kalmış bir his vardır ve izleyicide bunun ne olduğunu anlama çabası uyandırır. Resimlerinde izleyicisine bir nevi boşluk sunar ve bu boşluk, kişinin kendini resmin içine yerleştirmesini sağlar. Belki de bu yüzden o yaştaki halimle Hopper’ın Nighthawks tablosuna baktığımda, resmedilen anın bana ait olduğu hissine kapılmış, bir çeşit dejavu yaşamıştım. Sanki daha önce yaşadığım bir anın resmedilmesi gibi…
Nighthawks’ta bir gece vakti, loş bir Amerikan lokantasında oturan dört insan görürüz. İçeride bir sıcaklık vardır ama bu sıcaklık gerçek değildir. İnsanlar yakın ama uzak, birlikte ama yalnızdır. Bireyselleşme, kopuş, iletişimsizlik ve kent yaşamının duygusal izolasyonunu görürüz. Hopper, bu duyguları anlatmak için dramatik pozlara, abartılı kompozisyonlara gerek duymaz, ışıkla gölge arasında kurduğu denge, renklere kattığı ölçülü soğukluk yeterlidir. Mimari ve figürler arasında neredeyse matematiksel bir düzen vardır ki bu düzenin aslında izleyicide bir rahatlık hissi uyandırdığını düşünürüm.
İşte tam da bu nedenle, Hopper’ın resimleri yaşla, bilgiyle, entelektüel birikimle değil; sezgiyle, içsel boşlukla anlaşılır. O yüzden bir çocuk da bu tablo karşısında kalakalabilir.
Ya da belki de çocuklar, gerçek yalnızlığı büyüklere göre daha berrak yaşıyordur.
Hopper’ın Nighthawks’ı, tabloya bakan kişiyi, dışarıdan içeriyi izleyen biri gibi hissettirir ama aynı zamanda tablonun içindekiler de dışarıdadır. Zamanın durduğu anlardan biridir Nighthawks.
Ben, bir roman kapağı sayesinde onunla karşılaştım. Ve bu karşılaşma ile o gün aslında karar vermeliydim resmin içinde ne kadar yer alacağıma.
Edward Hopper’ın resimleri gibi anlar vardır hayatta.
Sadece sende var olanı ortaya çıkarır. Onları unutamamanın nedeni de, neyi gösterdikleri değil; sende neyi harekete geçirdiğidir.
Bazen her şey, bir roman kapağına gizlenmiş bir gece vaktiyle başlar.
20.05.2025